ÇOCUK VE OYUN




 
  

 

   

 

Oyun çocuk gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Çocuğun sağlıklı bir gelişim göstermesinin en önemli yolu doya doya oyun oynamasıdır.  Zıplayan, koşan, tırmanan, taşları ve misketleri tutup atan çocuğun oyun yolu ile bedeni hareket eder. Bu sayede ince ve kaba motor gelişimi desteklenmiş olur.

 Oyunlar düşünme becerisi gerektirdiği için, çocukların bilişsel gelişimini destekler: Çocuk oyun içinde kazanmak için planlama ve hesaplama yapar, nasıl oynaması gerektiğini ve rakibinin hamleleri ile nasıl baş edeceğini düşünür. Çocuğun farkında olmadan yaptığı gizli saklanma yerleri bulmak, taşı tam seksek karelerinin içine atmak, topu atarken hızını ve açısını ayarlamak gibi farkında olmadan yaptığı bilişsel hesaplamalar çocuğun  zihin gelişimi aktifler.

 Oyun çocukların duygusal gelişimini destekler: Oyun içinde çocuk kazanmayı, kaybetmeyi, üzülmeyi, heyecanlanmayı, hayal kırıklığını, gururu, yetersizliği, çaresizliği ve mutluluğu deneyimler. Başka çocukların duygularını nasıl yaşadığını gözlemler. Bu sayede hem kendi duygularını keşfeder, hem de başka insanların duygularını okumayı öğrenir. Böylece kendini en iyi şekilde ifade eder.

Oyun çocuk için aynı zamanda iyileştiricidir: Çocuk oyun içinde öfkesini, üzüntüsünü, kaygısını oyun ve oyuncaklar yolu ile dile getirir. Oyun çocuğun dili, oyuncaklar ise kelimesidir. Yaşadığı bir zorluk veya onu korkutan bir nesne varsa, oyunlarında  yer verir ve onunla baş eder. Kısacası oyun başlı başına çocukların ruhsal yaralarını iyileştirmede en etkili yoldur. Bu nedenle oyun terapisi yaklaşımı çocuk terapileri arasında sıkça kullanılan bir yöntemdir. Biz yetişkinler konuşarak dertlerimizi dile getiririz, çocuklar ise oynayarak.

 



 

 Tüm bu faydalarına rağmen, maalesef günümüz çocukları yeteri kadar oynayamamaktadır. Bir anaokulu çocuğunun en az 5 saat, bir ilkokulu çocuğunun ise en az 3 saat serbest oyuna ihtiyacı vardır. Ancak modern hayat hem şehirleşme hem de eğitimleşme ile birlikte çocuğun elinden oyunu almıştır.

Şehirleşme ile birlikte sokaklar araçlarla dolmuş çocukların oynayacağı boş arazi ve bahçe kalmamıştır. Güvenlik sorunları nedeni ile aileler çocuklarını var olan sokağa salamaz olmuştur. Ebeveynlerin hijyen kaygıları nedeni ile sopalar, toprak, kibrit çöpü ve gazoz kapakları birer oyun aracı olmaktan çıkmış “pis” bir nesneye dönüşmüştür. Evler küçülmüş ve mobilyalar evde daha çok yer kaplar hale gelmiştir. 

Eğitim hırsının sonucu olarak, okul saatleri uzamıştır. Çocukların çoğu tam gün eğitim görmektedir. Tam gün okulla birlikte derslerin ve dolayısı ile ödevlerin sayısı hızla artmıştır. İlkokuldaki serbest etkinlik ve oyun saatleri etütlerle doldurulmuştur. Akşama doğru evde olan çocuk, vaktinin büyük çoğunu ödevlerini tamamlamakla geçirmektedir. Hafta sonunda sanat, müzik, resim, dershane, etüt gibi kurslara gönderilen çocukların oyun zamanları eğitimlerle ve kurslarla istila edilmiştir.

 Şehir ile oyun alanı, eğitimleşme ile de oyun zamanı elinden alınan çocuklar buldukları dar vakitlerde sanal oyunlara yönelmişlerdir. Halbuki sanal oyunlar, serbest oyunun sunduğu gelişim imkanlarını sunmamaktadır. Çocuklarımızın ruh sağlığını korumak istiyorsak, öncelikle onların oyun haklarını onlara iade etmemiz gerekmektedir. 

   

  

 https://pedagojidernegi.com/cocuk-ve-oyun/